Şişmanlığın Nedenleri ve Zararları

Sponsorlu Bağlantılar

Ülkemiz başta olmak üzere şişmanlık gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin başını ağrıtmaya devam eden bir sağlık sorunudur. Stres gibi şişmanlıkta birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olan ve başlangıç noktasını belirleyen sağlık problemlerindendir. Aşırı kilolu kişilerde görülmekte olan diyabet, tansiyon, kalp rahatsızlıkları ve diğer hastalıklar zayıf kişilerde neredeyse hiç denilebilecek kadar az görülmektedir. Bu yüzden yağ oranının az olması sağlık açısından fayda sağlayan bir durumdur. Kilo vermek isteyenlerin bu açıdan hayatlarında önemli bir başlangıç yapacaklarını belirtmek gerekiyor.

İşin kötü yanı ortalıkta bir sürü sahtekar umutsuz insanları saçma sapan bitkisel tedavilerle, saçma sapan egzersiz aletleriyle, hiçbir TIBBİ ve bilimsel dayanağı olmayan yöntemlerle zayıflatmaya çalışıyor ve bu işten milyarlarca dolar para kazanılıyor.

Sorun sadece obezite değil. Sokağa çıkıp baktığınızda gördüğünüz şişman olmasa da 25 yaşında kilo almış, yüzü kırışmış, yaşlanmış ve yıpranmış insanlar, 40’ına geldiğinde 60 yaşında gösteren ve hemen hemen hiçbiri formda olmayan insanlar.

Gelişmiş ülkelerdeki kanser ve kalp hastalıklarının yaygınlığı da ayrı bir konu. Günümüzde TIP inanılmaz gelişti. Ama buna rağmen hastalıklarla başa çıkılmıyor. Sağlıksız insanlar sokakta kol geziyor.

şişmanlık neden olur

Burada okuyacağınız beslenme prensipleri sizin fazla kilolarınızdan kurtulmanızı, istediğiniz vücuda sahip olmanızı ve hastalıklardan uzak durmanızı sağlayacak. Özellikle de kanser, kalp hastalıkları, Alzheimer ve Parkinson hastalıklarından.

Zayıflamak için pahalı aletlere veya mucizelere değil öncelikle iradeye ve sonra bilgiye ihtiyacınız var çünkü bilgi güçtür ve bilginiz varsa kendi yolunuzu kendiniz çizebilirsiniz. O yüzden diyetin nasıl yapıldığını anlatmadan önce besinleri, enerji sistemini, insanın tarihsel evrimini ve bu diyetin nasıl işe yarayacağını anlatacağım.

sismanlik-neden-olur

Öncelikle yağlar, proteinler ve karbonhidratlar olmak üzere makro besinleri tanıyalım:

Not: Bu yazı kimileri için çok uzun ve teknik olabilir. O yüzden özet ve diyetin nasıl yapıldğını direk öğrenmek için 2. yazıyı okuyun.

Yağlar kötü bir üne sahip olsalar da vücut için çok önemliler. Yağın en önemli görevi vücuda enerji sağlamak, A, D, E ve K vitaminlerini absorbe etmek, hücre zarlarını oluşturmak, organları korumak, büyüme ve gelişimi sağlamak. Omega 3 ve 6 yağları vücutta üretilmediği için dışarıdan alınmaları zorunluluk. Yağlar vücudun tercih edilen ideal enerji kaynağı.

1 gram yağ 9 kalori sağlıyor. Her insanın vücudunda on binlerce kalorilik yağ deposu bulunur.

sismanlik-neden-olur-2

Proteinler, amino asitler tarafından oluşur ve yaşamın yapı taşlarıdır. 9 tanesi dışarın alınması gereken 20 amino asit vardır. Proteinin vücutta çok kritik görevleri vardır.

Bunlar: vücut dokularını onarmak, oluşturmak ve devamını sağlamak, tüm enzimleri ve hormonları oluşturmak, bağışıklık sistemini oluşturmak, özellikle çocuklarda, gençlerde ve hamile kadınlarda büyümeyi sağlamak. Fazla protein vücuda karbonhidratla glikoz alınmadığı zaman %58 oranında glikoza çevrilir. Bu işlemin adı gluconeogenesis’dir.

Protein et ürünlerinde, süt ürünlerinde ve baklagillerde bulunur.

Ve karbonhidratların tek görevi vücuda enerji sağlamaktır. Bunun dışında vücut için gerekli değiller. Yani protein ve yağ yemeden yaşayamazsınız ama karbonhidratsız yaşayabilirsiniz. Karbonhidratlar basit ve kompleks olmak üzere iki çeşittir. Basit karbonhidratlar tek veya iki şekerden, kompleks karbonhidratlar ise bir dizi şekerin bir araya gelmesinden oluşur.

sismanlik-neden-olur-3

Örneğin kesme şeker basit karbonhidrattır. Nişasta ise kompleks karbonhidrat.

Karbonhidrat yediğimiz an, bu glikoza (şekere) çevrilir ve kan şekeri yükselir. Glisemik Indeks yediğiniz bir karbonhidratın kan şekerini ne kadar çabuk yükselttiğini gösterir. Kandaki şeker dokulara, kaslara, beyne ve tüm vücuda enerji sağlar ama yüksek dozda toksiktir ve dokulara zarar verir.

Bu yüzden insülin şekeri hemen karaciğerdeki veya kaslardaki depolara gönderip, kan şekerini normal seviyesine indirir. Glikoz burada glikojene çevrilir. Bu işleme glycogenesis denir. Normal bir yetişkinde karaciğerde yaklaşık 100, kaslarda ise 400 gram glikojen depolanabilir. Bu da 2000 Kcal’a eşittir.

Eğer bu depolarda yer yoksa insülin, glikozu yağa çevirir ve yağ hücrelerinde depolar. Bu işleme lipogenesis denir. Glikojen enerji olarak kullanılacağı zaman tekrar glikoza çevrilir.

Karbonhidratlı gıdalar: Her türlü şeker, şekerli gıdalar, un, buğday, her türlü ekmek, her türlü pasta, börek, kek, bal, reçel, nutella,meyve…

sismanlik-neden-olur-4

Enerji Sistemleri

Kaslarımızın çalışması için doğal olarak enerji gerekir. Bu enerjiyi kaslarımıza ATP verir. ATP kasların enerjisidir. Vücudumuz ATP üretmek için 3 farklı sistem kullanır. Bu sistemler de anaerobik ve aerobik olmak üzere iki ayrılır.

Fosfajen Sistemi: Kısa süreli ve çok yoğun aktivitelerde kaslar çok fazla güç üretmek zorunda kalır. Fosfajen sistemi ATP üretmenin en hızlı yoludur. ATP enerji olarak kullanıldığı zaman ADP ortaya çıkar.

Kretain Fosfat, ADP’e bir fosfatını vererek tekrar ATP oluşturur. Böylece enerji ortaya çıkar. Bu, oksijen kullanılmadığı için anaerobik bir sistemdir. Ama kasın içindeki KF depoları çok kısıtlıdır ve yaklaşık 10-20 saniye içinde tükenir. Ve hemen kaslar yorulur. Yani bu sistem sadece çok yüksek yoğunluk gerektiren ve kısa süreli aktivitelerde kullanılır.

Mesela çok yüksek bir ağırlık kaldırırken, 100 metre koşarken veya futbol oynarken aniden sprint attığınızda… Fosfajen sistemi uzun süreli ve düşük yoğunluklu aktiviteler için kullanılmaz.

Anaerobik Glikoliz: Kaslardaki glikojen ve belli bir oranda kandaki glikoz, ATP üretmek için kaslar tarafından kullanılır. Glikoliz 20 saniyeden 1,5 dakikaya kadar süren orta-yüksek yoğunluklu aktivitelerin yakıtıdır. Glikoliz sırasında glikoz bir dizi kimyasal reaksiyonla pirüvata çevrilir.

Bu şekilde her glikoz molekülü için 2 ATP üretilir. Bu aşamadan sonra piruvat eğer oksijen varsa oksidasyon için mitokondriyanın içine gireceği asetil Koenzim A’ya çevilir veya oksijen yoksa yani kasın ihtiyaç duyduğu oksijenden daha az oksijen geliyorsa bu sefer laktat’a (laktik asit değil) çevrilir.

sismanlik-neden-olur-5

Kasın ihtiyacını karşılayacak oranda oksijen üretilmezse hidrojen iyonlarında artış olur ve bu da kasın PH seviyesinin düşüp asitlenmesini sağlar. Bu nedenle kaslarınızda yanma hissedersiniz ve egzersize devam edemezsiniz. Eskiden “laktik asitin” neden olduğu sanılan yanmanın asıl sebebi budur.

Bu sistem, Fosfajen Sisteminden daha fazla toplam enerji üretir ama daha yavaştır. Sonuçta vücut 20 saniyeden 1,5 dakikaya kadar süren orta-yüksek yoğunluklu aktivitelerde anaerobik glikoliz sistemini kullanır. Dikkat edeceğiniz gibi glikoliz sistem sadece, bir karbonhidrat olan glikoz/glikojeni kullanır.

Aerobik Sistem: Aerobik sistemde, vücut enerji üretmek için glikozu ve yağları kullanır. Aerobik sistem düşük yoğunluklu aktiviteler için uygundur ve kasın ihtiyacını karşılayacak kadar oksijen olduğu zaman kullanılır. Az önce bahsettiğim gibi glikoz piruvata ve o da Asetil Koenzim A’ya çevrilir ve sonra Krebs Döngüsüne girer.

Bu döngü sonucunda ATP ve su üretilir. Krebs Döngüsü her glikoz molekülü için 36 ATP molekülü üretir. Anerobik glikolize göre aynı yakıtı kullanmasına rağmen daha fazla toplam enerji üretir ama daha uzun sürede.

Yağ ise depolandığı yerden alınıp serbest yağ asitlerine çevrilir ve sonra mitokondriya içinde Asetil Koenzim A’ya çevrilir ve Krebs döngüsüne girip ATP üretir. Yağ asitleri, glikozdan çok daha fazla enerji üretir. Mesela Krebs döngüsü yağ asitlerini kullandığı zaman 129 molekül ATP üretir.

Normalde aktivitenin yoğunluğu arttıkça glikoz kullanımı artar ve yağ kullanımı azalır. Ama bazı insanlar (siz de onlardan biri olacaksınız) her aktivite seviyesinde diğer insanlara göre glikozdan çok yağı kullanır…

sismanlik-neden-olur-6

Sonuç?

Eğer profesyonel sporcu değilseniz veya amatör olup da maçlara filan çıkmıyorsunuz ya da ciddi olarak bir sporla ilgilenmiyorsanız büyük ihtimal günlük hayatınızın büyük bir bölümünde kaslarınızı çalıştırmak için aerobik sistemi kullanıyorsunuz.

Evden işe veya okula yürüyorsunuz, ofiste evrakları taşıyorsunuz, yemeğe gidiyorsunuz, alışverişe çıkıyorsunuz, yürüyüş yapıyorsunuz, araba kullanıyorsunuz, evi temizliyorsunuz, çocuğunuzu gezdiriyorsunuz.Bunların hepsi aerobik sistemden yakıt alıyor. Belki arada evde ağır bir yükü kaldırıp taşıyorsunuz veya otobüse yetişmek için koşuyorsunuz ve en fazla glikoliz sistemi kullanyorsunuz ama çok ara sıra.

Aerobik sistemin enerjiyi glikoz ve yağlardan elde ettiğini ve belli bir aktivitede ne kadar glikoz ve ne kadar yağ yaktığının kişiden kişiye göre değiştiğini söylemiştim.. Peki nasıl vücudumuzun aerobik sistem için büyük oranda yağları kullanmasını sağlayabiliriz?

Siz yıllardır karbonhidratlı gıdalarla besleniyorsunuz ve vücudunuz artık yağları enerji olarak kullanmayı 2. Plana attı. Bunu nasıl sağlayacağız? Yazıda bunu size detaylıca anlatacağım ve vücudunuzu bir yağ yakma makinesine çevireceksiniz. Ama önce bilgi edinmeye devam ediyoruz.

Evrim

İnsan olarak tanımlanabilecek ilk atalarımız yaklaşık 2,5 milyon yıl önce ortaya çıktı ve ilk başlarda sebzelerle, yemişlerle, köklerle besleniyordu ve o dönemlerde et yemeye başladı. Pek çok uzmana göre insanın et yemeye başlamasıyla beraber protein tüketmesi beyninin gelişmesini sağladı.

2,5 milyon yıl boyunca insanlar enerjilerini hemen hemen her zaman protein ve yağdan elde etti. Zaten günlük aktivitelerimiz de düşük yoğunlukluydu ve glikoza (karbonhidratlara) olan ihtiyacımız çok azdı. Vücudumuz proteinden yeterli glikozu üretebiliyordu. Beynimizin asıl tercih edilen enerjisi ketonlarken ve bunlar yağlardan elde edilirken glikoza ihtiyacı yoktu.

Vücut enerjisini de çok büyük oranda aerobik sistemden karşılıyordu. Bazen avlarda veya vahşi hayvanlardan kaçmak için glikoliz veya fosfajen sistemi kullanılıyordu.

sismanlik-neden-olur-7

Karbonhidratlar çok nadir bulunuyordu. Bazen insanlar bal peteklerine veya olmuş meyvelere rastlıyordu ve onları yiyebildiği kadar yiyip, hem glikojen depolarını doldurup, yağ depoluyordu. Böylece karbonhidratları yeme isteği en çok olan insanlar soylarını devam ettirebildi.

İnsanlar tarıma bundan 10.000 yıl kadar önce başladı. Yani ekmek, tahıl, patates, mısır, yulaf vs gibi karbonhidratlar hayatımıza bu dönemde girdi. 10.000 yıl uzun gözükebilir ama evrim için kısa bir süre.

Şekeri ise yaklaşık 250 yıldır tüketiyoruz. Vücudumuz milyonlarca yıl boyunca çok ender karbonhidrata ulaşabilirken, artık çağımızda günde 300-500 gram karbonhidrat aldığımız zaman bu kadarıyla ne yapacağını bilemiyor.

Eskiden yiyecekler günümüzdeki gibi değildi. İnsanlar sürekli yemek bulamıyordu ve buldukları zaman yiyebildikleri kadar yiyordu ve fazla enerji yağ olarak depo edilmek zorundaydı. Aksi takdirde bir sonraki yiyecek bulunana kadar insanlar ölürdü. İşte bu yüzden yediğimiz fazla kalorileri yağ olarak depoluyoruz.

Ama sorun şu ki günümüzde her türlü yiyecek bol miktarda mevcut ve biz onları sürekli yiyebiliyoruz ve sürekli yağ depoluyoruz. Karbonhidratları canımız çok çekiyor ve eskiden çok zor bulabildiğimiz karbonhidratları bugün bakkala inip çikolata almak kadar kolay elde edebiliyoruz.

sismanlik-neden-olur-8

Hadi Devam Edelim

Günümüzde artık her öğünde ve sürekli karbonhidratlı gıdalar yiyoruz. Ekmek, makarna, pilav, patates, şeker, çikolata, baklava, pizza, pide, börek ve daha bir sürü şey.

Böylece vücudumuza sürekli karbonhidrat giriyor. İnsan evrimsel olarak yağ yakarak günlük işlerini yapmaya programlı olsa da vücuda sürekli karbonhidrat akımı olduğu için en basit en düşük yoğunluklu aktivitelerde bile glikoz yakılıyor. “Nasıl olsa sürekli karbonhidrat geliyor. Ben glikojen depolarını kullanayım.

Yağlara dokunmayayım, kıtlık filan çıkar, lazım olur” mantığıyla ve şeker fazla miktarda toksik olduğu için vücudunuz enerji için yağ yakımını en aza indiriyor.

Böylece sürekli karnınız acıkıyor. Glikojen depolarının toplam kapasitesi 2000 kcal ve bu hemen bitiyor. Karbonhidrata alışmış olan vücut açlık sinyaliyle daha çok karbonhidrat istiyor. O arada enerjiniz düşüyor. Oysa vücutta yağların neredeyse sınırsız enerjisi var. 80 kiloluk bir sporcuda en az 5 kilo yağ var ve bu da 39000 kcal’e eşit.

Kısacası siz yeniden doğal halinize dönüp vücudunuzu yağ yakmaya programlarsanız bu sorunları yaşayamayacaksınız. Devamlı enerjiniz olduğu için karnınız acıkmayacak ve kendizi sürekli zinde hissedeceksiniz.

Karbonhidratlı bir şeyler yediğiniz zaman kan şekeriniz yükselir. Şeker toksik olduğu için insülin devreye girer. Insulin, hücrelerin şekeri absorbe etmesini ve yağ hücrelerine enerji için yağ kullanmamasını söyler. Eğer yediğiniz gıdanın Glisemik Indeksi çok yüksekse, insülin de o kadar çok salgılanır ve böylece kan şekeriniz bir anda düşer ve yeniden acıkırsınız.

sismanlik-neden-olur-9

Insulinin aynı zamanda yaşlandırıcı ve kanser yapıcı etkileri de var. Ve işin kötü yanı sürekli insüline maruz kalan hücreler zamanla insüline karşı direnç kazanıyor. Yani insülin kan şekerini düşürmek için yetersiz kalıyor ve daha fazla insülin salgılanmak zorunda kalıyor. Bu daha da ilerlerse 2. Tip şeker hastalığı oluşuyor.

1. Tip şeker hastalığı doğuştan geliyor. Bu hastalarda şeker üretilmiyor ama 2. Tip şeker hastalığı sonradan oluyor ve bu sefer insülin üretildiği halde işe yaramıyor. Ama yine de vücuda yağ depolama ve yağları kullandırmama etkisi devam ediyor.

Çocukken herkes genelde zayıf olur ama yaş ilerledikçe, yıpranır ve kilo alır. Çünkü zamanla hücreler insüline karşı direnç kazanır ve daha çok insülin salgılandığı için yağ yakmak zorlaşırken, yağ depolamak kolaylaşır.

Daha önce söylediğim gibi karbonhidratları en çok canı çeken insanlar hayatta kaldı ve o yüzden biz onları yemeyi çok seviyoruz. Ekmek, nutella, bal, reçel, kurabiye, çikolata vs gibi gıdaları yedikçe yiyesimiz geliyor, sürekli aklımızdalar. Oysa yağlı ve proteinli gıdalarda böyle bir sorun yok.

Sizin yapmanız gereken günlük karbonhidrat tüketiminizi bir süre için 50 gramın altına düşürmek. Ve böylece vücudunuzun uyuyan yağ yakma mekanizmasını ayağa kaldıracaksınız.

Ayrıca vücudunuz ketojenik moda girecek ve beyniniz glikoz yerine yağdan üretilen ketonları kullanmaya başlayacak. Unutmayın insanlar 2 milyon bu ketojenik modda yaşadı ve doğal olanı bu. Ketojonik modun Alzheimer ve Parkinson hastalığı başta olmak üzere pek çok hastalığa iyi geldiği biliniyor.

Ve bu aşamadan sonra karbonhidrat ihtiyacınızı biraz arttırıp kilo almayacağınız, ihtiyacımız seviyesinde tüketeceksiniz. Böylece yağları günlük aktivitelerinizin büyük bir bölümünde enerji için kullanacaksınız ve kilolarınızdan kurtulacaksınız.

Birkaç Örnekleme ve Deney

Aşağıda size düşük karbonhidrat diyetinin vücuttaki etkilerini tespit eden birkaç deneyi göstereceğim.

Grafikte mavi çizgi enerji olarak kullanılan karbonhidratı ve kırmızı çizgi de yağları ifade ediyor ve alttaki satırda ise üretilen güç var. İlk grafikte 1. Sporcunun aerobik egzersiz sırasında kullandığı yağ ve karbonhidrat oranlarını görüyorsunuz. Sporcunun egzersiz sırasında ürettiği güç (Watt) arttıkça yağ kullanımı düşüyor ve karbonhidrat (glikoz) kullanmı artıyor.

İkinci grafikte ise 2. Sporcunun değerleri var. 2. Sporcu, ilkine göre hem daha fazla güç üretiyor hem de ilk sporcuya göre daha fazla yağ ve daha az karbonhidrat kullanıyor.

Bu değerler alındıktan sonra sporcular 10 hafta düşük karbonhidrat diyeti uyguluyorlar. Kaloriler sınırlanmıyor. Sadece günlük karbonhidrat alımı 50 gramın altına indiriliyor.

Ve sonuç: Hem ilk sporcu, hem de ikinci sporcu aynı egzersiz sırasında yağ yakımını büyük oranda arttırıp, karbonhidrat yakımı büyük oranda azaltıyor. Grafikleri inceleyin.

Bir başka deneyde sporcu 4 hafta boyunca düşük karbonhidrat diyeti yapıyor.. Ve yukarıdaki deneye benzer sonuçlar çıkıyor. Sporcu aerobik taban, %60 VO2, anaerobik sınır ve VO2 max noktalarındaki değişimleri inceliyor ve aşağıdaki sonuçları görüyor:

Aerobik taban: Enerjinin %50’sinin yağ yerine glikojenden elde edildiği çizgiyi ifade ediyor. Bu arada VO2 demek kişinin enerji için bir dakika harcadığı oksijen demek. Diyetten önce 104 kalp atışı ve 1630 ml/dak. VO2’de %50 glikojene geçen sporcu diyetten sonra 162 kalp atışı ve 3690 VO2’de geçiyor.

%60 VO2: Bu, kişinin saatlerce yorulmadan devam edebileceği güç üretimi çizgisini ifade ediyor. Diyetten önce tam bu çizgide enerjisinin %95’ini glikojenden üreten sporcu, diyetten sonra %22’sini glikojenden üretmeye başlıyor. İnanılmaz bir yükselme.

sismanlik-neden-olur-10

Anaerobik sınır: Vücudun laktat üretiminin, temizleme hızından daha fazla olduğu anı yani aeroik enerji üretiminden anaerobik glikolize geçtiği anı ifade ediyor. Diyetten öne 3100 ml/dak VO2’de geldiği bu çizgi, diyetten sonra 3800 ml/dak VO2’ye yükseliyor.

Max VO2: Bu, en yüksek kuvvet üretiminizin ulaştığı nokta. Çok kısa bir süre sürdürebileceğiniz ama çok yüksek kuvvet üretebildiğiniz nokta. Diyetten önce 4960 ml/dak VO2 olan sınır, diyetten sonra 4350 ml/dak VO2’ye düşüyor.

Bu kötü bir şey. Ama olimpiyat şampiyonu olmayı düşünmüyorsanız veya profesyonel sporcu değilseniz sizi pek de ilgilendiren bir şey değil. Zaten düşük karbonhidrat diyetleri profesyonel sporcular için çok da uygun değil.

Şeker ve Yağ Yakıcı

Bu diyeti yaptıktan yaklaşık 2-4 hafta sonra eskisi gibi şeker-yakıcı bir insan olmak yerine yağ-yakıcı olacaksınız. Bu size pek çok avantaj getirecek.

Yağ-yakıcı olarak, yağları kullanabileceğiniz yerde glikozu kullanıp glikojen kaynaklarını hemen bitirmeyeceksiniz ve bu size daha yoğun aktiviteler için gerekli olan yakıtı sağlayacak.

Yağ-yakıcı olarak sürekli karnınız acıkmayacak. Glikojen depoları hemen tükendiği için şeker-yakıcılarda vücut hemen açlık sinyali gönderir ve tekrar karbonhidrat ister. Oysa yağ-yakıcı olarak sizin enerjiniz zaten vücudunuzda depolu olacak.

Yağ-yakıcı olarak gün boyu devamlı enerjiniz olacak. Şeker-yakıcıların aksine dışarıdan alınması gereken bir enerji kaynağı yerine vücudunuzda depo olan yakıtı kullandığınız için gün içinde belli saatlerde yorgunluk hissetmeyeceksiniz.

Yağ-yakıcı olarak depolanmış ve yediğiniz yağları enerji olarak çok daha etkili ve kolay bir şekilde yakabileceksiniz.

Yağ-yakıcı olarak kilo almayacaksınız ve daha önce aldığınız kiloları kolaylıkla verebileceksiniz. Glikojen yerine yağ yaktığınız ve yağ depolarına daha kolay eriştiğiniz için yağları öncelik olarak depo etmek yerine yakacaksınız. Vücudunuzdaki insülin salgılanımı çok düşeceği için yağ yakmanız kolay, yağ depolamanız zor olacak.

Yağ-yakıcı olarak karbonhidratlı gıdaların tadını unutacaksınız ve canınız bu yüksek kalorili gıdaları çekmeyecek.

Yağ-yakıcı olarak proteinli ve yağlı gıdaları daha çok yiyeceksiniz ve bu gıdalar çok doyurucu olduğu için zaten iştahınız azalacak. Karbonhidratları da azalttığınız için kalori tüketiminiz daha da düşecek.

Six pack yani karın kaslarınızi, adonisleriniz kolaylıkla ve kısa bir sürede ortaya çıkacak.

Ne kadar glikoza ihtiyacınız var?

Günlük hayatımızın büyük bir bölümünde aerobik enerji kullanıyoruz ve glikoza ihtiyacımız çok düşük. Zaten vücudumuz proteinden glikoz üretebiliyor ve yanında 50 gr. Karbonhidrat alırsanız sizin için yeterli. Eğer spor yapıyorsanız veya çok aktifseniz o zaman bunu en fazla 150 grama çıkarabilirsiniz.

Tabi ki bu söylediklerim profesyonel sporcuları, fiziksel iş yapanları veya amatör olup da her gün uzun süre spor yapanları kapsamıyor. Günlük karbonhidrat alımınızı aşağıdaki gibi seviyelendirebiliriz:

0-50 gr: Ketojenik Mod (Çok hızlı kilo kaybı)
50-100 gr: Kolay kilo kaybı
100-150 gr: Kilo koruma
150-300 gr: Kilo alımı
300+ gr: Tehlikeli sınır

Sponsorlu Bağlantılar

En Fazla Arananlar:

aşırı kilo almanın sebepleri, aşırı kilolu olmanın sebepleri nelerdir, şişmanlığın nedenleri nelerdir, şişmanlığın sebepleri, şişmanlık neden olur, şişmanlık nedenleri, şişmanlık sebebi,
Yazıyı Sosyal Ağda Paylaş

Diğer Bilgi Başlıkları
Ebru Şallı Karın Eritme
Televizyon programlarındanda sık sık izlediğimiz ve severek ...
Kalorisi Düşük Diyet Tatlılar
Zayıflamak için diyet yapan bir kişinin en çok istediği yiye...
Bikini Diyeti 2013
Yaz ayları geldi. Artık diyet yapmak çok önemli bir hale gel...
Yürümek mi Koşmak mı Zayıflatır
Yürümek ve koşmak arasında kalori yakmak açısından ne gibi f...
Nasıl Hızlı Kilo Verebilirim?
Hızlı kilo vermek için yapılması gerekenlerin neler olduğunu...
İbrahim Saraçoğlu 1 Haftada 2 Kilo Verdiren Formül
Bitkilerden şifalar elde etmeyi uzmanlık haline getirmiş ola...
Hızlı Zayıflamak için İpuçları
Hızlı zayıflamak üzere ipuçları vereceğimiz makalemizde zayı...
Dukan Diyeti Nasıl Yapılır? Öneriler
Dukan diyeti son zamanların en çok uygulanan ve en popüler d...
Kan Grubuna Göre Diyet Yapılabilir mi?
Kan grubuna göre diyet yapılabilir mi? sorusu üzerine bugün ...
Bilimsel Olarak İspatlanmış Göbek Eritme Yöntemleri
Göbek eritme başta erkekler olmak üzere herkesin büyük derdi...
Lahana Çorbası Diyeti Nedir? Nasıl Yapılır?
"Lahana çorbası diyetide neymiş, böyle diyet mi olur&qu...
Şok Diyetin Riskleri Nelerdir?
Kilo vermek isteyen bayanların son zamanlarda en çok uygulad...
Zayıflamaya Yardımcı Olabilecek Öneriler
Zayıflamanıza yardımcı olabilecekler önerileri sizlere tek t...
Az Az ve Sık Sık Yemenin Mantığı Nedir?
Uzman diyetisyenlerden en çok duyduğumuz az az ama sık sık y...
Sağlıklı Zayıflama Önerileri
Sağlıklı zayıflama önerileri üzerine hazırladığımız makalemi...

Copyright © 2012-2016 Tüm Hakları Saklıdır.
Bu sitede bulunan bilgi, içerik, resim vb. hiçbir öğe izinsiz kopyalanamaz.
Kaynak link belirtmeden yayınlanamaz.

Kanalbilgi.net Sitemap kanalbilgi.net