Karbonhidrat İntoleransı, Belirtiler ve Mücadele Yolları

Sponsorlu Bağlantılar

Karbonhidratlar sağlıklı ve dengeli beslenmenin yanı sıra sağlıklı, güçlü bir mikrobiyomun da önemli bir parçasıdır. Karbonhidratlar vücudun birincil enerji kaynağıdır, protein ve yağın yanı sıra insan diyetindeki üç temel organik besin maddesinden biridir. İnsan vücudunda yiyeceklerden alınan karbonhidratlar (sakkaritler olarak da adlandırılır) yapıtaşlarına ayrılır.

Karbonhidratlar dört gruba ayrılır:Karbonhidrat İntoleransı, Belirtiler ve Mücadele Yolları

Monosakkaritler: Karbonhidratların en basit şekli oldukları için daha yaygın olarak basit şekerler olarak bilinirler. Yaygın monosakkaritler arasında suda çözünebilen glikoz, fruktoz ve galaktoz bulunur.

Disakkaritler: Bir araya getirilen iki monosakkarit, bir disakkarit oluşturur. Bu şekerler de suda çözünürler, monosakkarit muadili gibidirler. Yaygın disakkaritler arasında laktoz, sükroz ve maltoz bulunur. Bir karbonhidrat birden fazla birimden oluştuğunda artık sindirim sürecinde onu parçalamak için bir enzime ihtiyaç duyulmaktadır.

Oligosakkaritler: Disakkaritler birbirine bağlanmış 2 monosakkarit birimi iken, bir oligosakkarit, 3-10 monosakkarit biriminden oluşan herhangi bir karbonhidrattır. Yaygın oligosakkaritler arasında inülin, rafinoz ve stakiyoz bulunur.

Polisakkaritler: Gıdalarda en çok bulunan karbonhidrat polisakkaritlerdir. Kompleks (karmaşık yapılı) karbonhidratlar olan bu karbonhidratların zincirleri çok uzundur. 10 birim monosakaritten daha uzun herhangi bir karbonhidrat, bir polisakkarit olarak kabul edilir. Polisakkaritlerin yaygın örnekleri arasında nişasta, selüloz ve glikojen bulunur.

Monosakkaritlerin sindirilmesi gerekmez, sindirim sisteminden emilip kana geçebilirler ancak diğer şeker türlerinin sindirilmesi gerekir. Sindirim olayı enzimlerle gerçekleşir. Karbonhidratları etkili bir şekilde metabolize etme yeteneği, genetik yapıdan günlük olarak ne kadar egzersiz ve uyku uyunduğuna kadar bir dizi faktöre bağlıdır.

Bir yemekten sonra kişi kendini şişkin, yorgun hissediyorsa veya canı şekerli yiyecekler istediyse (kişi doğru yiyecekleri yiyor olsa bile), bunun nedeni vücudun karbonhidratları tam anlamıyla parçalayamaması olabilir. Belirli karbonhidratların vücutta verimli bir şekilde parçalanamamasına karbonhidrat intoleransı denir. Birçok gastrointestinal bozukluk (hepsi olmasa da) vücudun belirli karbonhidratlara karşı toleranssız olmasını içerir. Bu durum karbonhidratların kişi için kötü olduğunu değil, vücudun onları uygun şekilde sindirmek için gereken enzim(ler)den yoksun olduğunu gösterir.

Karbonhdidrat çeşidi fazla olsa da bunların hepsinin sorun yaratması olası değildir. Bunlardan birinin veya muhtemelen ikisinin sorun yaratması daha olasıdır. Bu nedenle, hangi belirli karbonhidratların bireysel tetikleyiciler olduğu konusunun netleştirilmesine yardımcı olması için bir diyetisyen ile çalışmak çok önemlidir. Bir doktor ya da diyetisyenden doğru teşhis ve rehberlik almak, durumu mümkün olan en az sayıda kısıtlamayla yönetmek için gerekli bilgi ve eğitimin sağlanması için gereklidir. Bu, sağlıklı bir mikrobiyomu güçlendirmek ve sürdürmek için son derece önemli olan daha çeşitli bir diyete sahip olmayı sağlar.

Karbonhidrat İntoleransının Belirtileri

Kişiler hoşgörüsüz oldukları karbonhidratları yediğinde uygun şekilde sindirilmediğinde, ishal, şişkinlik, kramp, karın ağrısı ve gaz gibi Gİ (Gastrointestinal) semptomlar yaşayabilir. Bu semptomlar İBS’nin semptomlarını da yansıtır, bu nedenle bilgili bir doktor tarafından değerlendirilmediği takdirde bu intoleransların bazıları gözden kaçabilir. İshal, sindirilmeyen karbonhidratların bağırsaklara su çekerek acil, genellikle sulu bir bağırsak hareketine neden olmasıyla ortaya çıkar. Karbonhidrat kalın bağırsağa ulaşırsa, kolon bakterileri karbonhidratları fermente eder ve gaz üretir. Bu, alt karın şişkinliği, gerginlik ve karın ağrısı yaşanmasına neden olabilir.
Karbonhidrat İntoleransının Nedenleri

Bazen bu intoleransların kesin bir nedenini belirlemek zor olabilir ancak genel olarak, bunların doğuştan (konjenital), birincil veya ikincil nitelikte olabileceği ve her zaman gerekli bir sindirim enziminde bir eksiklik içerdiği bilinmektedir.

Konjenital: Bu tür hoşgörüsüzlük, doğumda mevcut olan bir enzim kusurundan kaynaklanır. Bir kişinin doğuştan karbonhidrat intoleransı varsa, semptomlar ancak diyet yoluyla yönetilebilir. Şu anda kişinin Gİ yolunun gerekli sindirim enzimini daha iyi üretmesine yardımcı olacak hiçbir tedavi mevcut değildir.

Birincil (Edinilmiş): Birincil eksiklik, zamanla gelişen bir enzimatik kusurdan kaynaklanır. Bunun en yaygın örneği laktoz intoleransıdır.

Pek çok insan, çocukken süt ve/veya süt ürünlerini tolere edebildiğini fark eder ancak yaşlandıkça, aynı yiyecekleri yeme/içme ile ilgili olarak daha fazla Gİ semptomları yaşamaya başlar. Laktaz enziminin zamanla azaldığı iyi bilinmektedir. Yenidoğanlarda laktaz seviyeleri yüksektir, bu da sütün sindirilmesine izin verir, sütten kesme sonrası dönemde seviyeler düşer, daha büyük çocukları ve yetişkinleri önemli miktarda laktozu sindiremez hale getirir. Bir kişi 30 yaşına geldiğinde süt ürünlerini hiç tolere edemeyecekleri bir noktada olabilir. Birincil koşullarla, vücudun enzimleri üretme yeteneğini geliştirecek hiçbir tedavi yoktur ancak semptomlar diyetle kontrol edilebilir.Karbonhidrat İntoleransı, Belirtiler ve Mücadele Yolları
İkincil: Bu tür karbonhidrat intoleransı, altta yatan bir birincil hastalığa veya Gİ (Gastrointestinal) yolun veya sindirim yolunun (en yaygın olarak ince bağırsak) bir sorununa ikincil olarak gelişir.

Enzimlerin yetersiz üretimine neden olarak kas dokusunda yağ birikmesine ve birikmesine neden olan çölyak hastalığı (tropikal olmayan sprue) ve tropikal sprue gibi sindirim bozuklukları, protein eksikliği, kemoterapi ve radyoterapiyi içeren kanser tedavisi nedenler arasında yer alır. Semptomların yoğunluğu ve şiddeti enzim eksikliğinin büyüklüğüne bağlıdır, yani enzim eksikliği ne kadar fazlaysa semptom o kadar şiddetlidir. Semptomlar genellikle, hafif şişkinlik hissinden ishale kadar değişebilen, hoşgörüsüzlük oluşturan karbonhidratın alınmasından sonraki iki saat içinde belirir. Bunun nedeni, gaz üretimi, gaz, kramp ve şişkinlikten sorumlu olan bağırsaktaki bakteriler tarafından sindirilmemiş şekerlerin fermantasyonudur. Büyüyen çocuklarda başlıca semptomlar ishal ve kilo alamamaktır. Doğada genellikle sulu (ozmotik tip) olan ishal, diğer besin maddelerinin emilmeden önce bağırsaktan dışarı atılmasından sorumludur ve bu da yetersiz beslenmeye neden olur. Altta yatan hastalıktan kurtulmayı genellikle bir zamanlar eksik olan enzimin ve aktivitesinin artışı ve karbonhidrat intoleransının iyileşmesi takip eder.

İkincil (sekonder) karbonhidrat intoleransına neden olabilen diğer bazı yaygın birincil sindirim yolu bozuklukları/hastalıkları arasında İBS ve SİBO da yer alır.

İBS: Araştırmalar, İBS’li (İrritabl Bağırsak Sendromu) kişilerin büyük olasılıkla FODMAP kategorisindekiler olmak üzere bir tür karbonhidrat intoleransına sahip olduğunu göstermektedir. İBS’nin ( hassas bağırsak semptomu veya spastik kolon adlarıyla da bilinir) tüm formları (İBS-C, İBS-D ve İBS-M) bağırsakta disbiyoz oluşturabilir. Disbiyoz, bağırsak florasındaki (mikrobiyomundaki) denge değişiklikleri sonucu gelişir ve daha sonra ikincil karbonhidrat intoleransına yol açabilen bağırsak astarına zarar verebilir.
SİBO: SİBO, İnce bağırsaklarda aşırı bakteriyel büyüme anlamına gelir ve kalın bağırsaktaki bakterilerin ince bağırsağa taşmasıyla oluşur. Bakterilerin aşırı büyümesi, bağırsağın astarına zarar vererek aynı zamanda enzimatik aktiviteye de zarar verebilir. SİBO’nun neden olduğu yaygın ikincil karbonhidrat intoleransları, sükraz-izomaltaz eksikliği ve fruktoz intoleransını içerir.

Yazıyı Sosyal Ağda Paylaş

Büyük Arterlerin Transpozisyonun Epidemiyolojisi
Büyük arterlerin transpozisyonun epidemiyolojisi konusunda ç...
Akciğer Kanseri Tedavisinde MRNA Aşıları
Moleküler biyolojinin merkezi dogmasının temel adımı, mRNA’n...
Uçucu Yağlardaki Terpenlerin Biyoaktivitesi ve Uygulamaları
Bitki organizmalarından elde edilen ikincil metabolitler, fa...
Diş Bakımı Nasıl Olmalıdır? Beyaz Dişler
Artık klişe haline gelen günde düzenli 3 kez fırçalama efsan...
Tavuk ve Sütü Birlikte Tüketmek Yanlış Mı?
Tavuk ve süt, sağlıklı bir diyet için iki popüler protein ka...
Sarımsak Yutmak Faydaları
Sarımsak yutmanın yararları ve sarımsağın nelere iyi geldiği...
Biyometrik Tanımlama ve Özellikleri Nelerdir?
Biyometrik tanımlama, bir kişinin fiziksel ve davranışsal öz...
Kafeinin Faydaları ve Zararları
Çay ve kahvede doğal olarak bulunan kafein, kolalı içecekler...
Uçuktan Kurtulma Yolları ve Doğal Yağlar
Uçuk, ağrılı ve görüntü olarak da oldukça can sıkıcı olabilm...
Beyin Ölümünden Sonra Kalp Tedariki Nasıl Yapılır?
İzole bir kalp tedariki, göğüsten elde edilen tek organ oldu...
İmplant Yaptıranlar Diş Teli Takabilir?
İmplant; diş köklerinin zarar görmesi veya düzeltilme imkanı...
Akciğer Kanserinde Küçük RNA ve Kemoterapi Kombinasyonu
Küçük RNA terapileri, LC’nin büyümesini büyük ölçüde etkiler...
Kalp Bağışı Nasıl Yapılır?
İzole bir kalp tedariki, göğüsten elde edilen tek organ oldu...
MYOM Nedir? Nasıl Ortaya Çıkar?
Myom, bir tür rahimde oluşan iyi huylu tümördür. Halk arasın...
Dünyadaki En Büyük Salgınlar
Yaşadığımız yüzyıl itibari ile ulaşım oldukça kolay bir hal ...